Paris’te Toplumsal Cinsiyete Hassas Yaklaşım Eğitimi

 

Merhabalar herkese. Ben ilk proje deneyimimi YAŞÖM sayesinde CCIVS tarafından Paris’te düzenlenen “Toplumsal Cinsiyete Hassas Yaklaşım Eğitimi” ile kazandım. Çok mutluyum ve tabii ki de çok yorgunum. Dolu dolu 5 günümüzü Paris yakınlarında bir şatoda geçirdik hem de farklı milletlerden yaklaşık 30 kişiyle. Konumuz toplumsal cinsiyete karşı duyarlılık oluşturma amacını taşıyordu. Hava Türkiye’nin aksine yağmurlu ve o hep bilinen Avrupa’nın kasvetli havalarındandı. Aslında bir yandan çok iyi oldu havanın böyle olması çünkü güneşli olsaydı eğitime katılmak yerine çevreyi gezmeye ve incelemeye daha fazla önem verebilirdim! Onun dışında çok güzel dostluklar kurduk, aklımıza her gelen konuyu çeşitli ülkelerden gelen gençlerle konuşabildik.

 

 

Bu ilk proje deneyimim olduğu için pek karşılaştırma yapamasam da bence her şey mükemmeldi ki birçok kişi de öyle söyledi. Çok arkadaş canlısı bir atmosferimiz vardı. Kültür gecesinde Damat halayı da çektik, Fransızların ya da Estonyalıların milli danslarını da yaptık ve çok da eğlendik. Türk kahvesine de bayıldılar, Türk lokumuna da. Ermenilerle ve Yunanlılarla toplum yapımızın çok benzer olduğunu gördük. Toplumsal cinsiyet konusunda da benzer sorunlarımız var. Onlara çözümler üretmeye çalıştık. Tartışmalar, beyin fırtınası, küçük drama ve  oyunlar gibi çeşitli çalışmalar yaptık. Kısacası eğitim yorucu gibi görünmese de gece olup yataklarımıza gidince anında uykuya dalıyorduk. Biz farkında olmasak da o sıralarda en azından çok fazla bilgiler öğrenmiştik, canlı örneklerimizi paylaşmıştık. Bu da non-formal eğitimin en güzel yanlarından birisi olsa gerek. Eğitimin yanı sıra Paris de hava yağışlı olmasına rağmen muhteşemdi. Eiffel kulesi, Sacre Coeur, Charles de Etoile görmeyi başardığım güzel yerlerden. Oradaki kişiler sayesinde bu ilk ve son deneyimim olmayacak. Umuyorum ki eğitimlerin devamı gelecek. Teşekkürler YAŞÖM!
                                                                                                                                                                                                                                                      

                                                                                                                                                                                                                                                     Sibel Pehlivan

Küresel Vatandaşlık Temasında Bir Gençlik Festivali: GapGenç Siirt

 

“Küresel Vatandaşlık” teması ile 4.sü Siirt’te düzenlenen GapGenç Festivali’ne YAŞÖM ve GENÇTUR olarak katılım gösterdik.  4-7 Mayıs arasında gerçekleşen festivalde; paneller, atölyeler, gösteriler ve sergiler katılımcıların değerlendirmesi gereken olanakları sunuyordu. Ancak bölgede yaşayan halk için konserler daha ilgi çekiciydi ve en büyük katılımları yine bu konserler aldı.

 

 

 

 

 

Katılımcıların Kızılay çadırlarında konakladığı festivalde yağmurun şiddeti zor anların yaşanmasına sebep oldu. Öyle ki son gün konserleri de tamamlanamadı. Aktiviteler genel itibariyle Siirt Üniversitesi’nde, kamp alanında yapıldı. Oluşturulan STK Fuar alanı da çeşitli gösterilere sahne oldu.

Festival boyunca STK Fuarı ve atölyelerde önemli roller üstlendik. Gerçekleştirdiğimiz “Sosyal Girişimcilik” ve “Başka Dilde Aşk” atölyeleri ile katılımcılarımızla eğlenceli çalışmalar yaptık ve bilgi aktarımında bulunduk. Sosyal Girişimcilik Atölyemizde; Sosyal Sorumluluk ve  Sosyal Girişimcilik konuları arasındaki farklar ele alındı. Katılımcılarımızla  beyin fırtınası sonrası sosyal girişim geliştirme örnek çalışması yapıldı (Solda). Başka Dilde Aşk Atölyemizde, Farklı kültürlere sahip iki aile ve bu farklılıkların neden olduğu çatışmalar ele alındı. Katılımcılarımız önceden belirlenen beden dilleri ile anlaşmaya çalıştılar ve oldukça eğlendiler (Sağda)

STK Fuarı’nda ise hem merkezimizden hem de çalışmalarımızdan bashetme imkanı bulduk. Görücüye çıkardığımız Doğu-Batı Kampımız yoğun ilgi gördü ve başvurular için form yetiştirmekte zorluk çektik. Umuyoruz ki bu sene de kampımız farklı kültürlerin buluşma, kaynaşma noktası olacak ve katılımcılarımız oluşturacakları ağlarla güzel çalışmaların temelini atacaklar. Öncesinde ise katılımcılarımızı seçebilme konusunda yoğun, tempolu zamanlar bizi bekliyor olacak.

 

 

 

 

 

 

 

Farklı şehirlerden, farklı ülkelerden katılan gençler bu festival ile  birbirlerini tanıma imkanı bulabildi.  Ancak yine de bu festivalle en güzel tanışma biz gençler ve büyüklerimiz arasında oldu. STK Fuarı ile beraber kendimizi ve çalışmalarımızı onlara tanıtma fırsatı elde edebildik. Gençler olarak bugüne ve geleceğe doğru emin adımlarla yürüdüğümüzü göstermek önemliydi.

Bir sonraki GapGenç Festival durağı Adıyaman olacak. Başka bir temada, farklı katılımcılarla daha bir renkli ve güzel geçmesini dileriz… Sonraki maceramızda neler yaşarız ve burada neler paylaşırız bilemeyiz. Ancak; bizi takip etmeye devam edin…

 

Umut, Sevda ve Düş’ün Ateşlediği Yer: Çınardibi Kültür Merkezi

 

YAŞÖM olarak 22 Nisan’da güzel ve anlamlı bir ziyaret gerçekleştirdik. Ümraniye’de çalışmalarını sürdüren Çınardibi Kültür Merkezi’nin konuğuyduk. Merkezin gönüllüleri ile tanıştık ve pek çok genç arkadaşla sohbet etme imkanı bulduk.

Çınardibi Kültür Merkezi; İngilizce, Matematik, Tiyatro, Pandomim, Gitar ve Bağlama Kursları ile beraber çocukların ve gençlerin faydalanabileceği ortamlar hazırlamaya gayret ediyor. Bağışçılarının desteği ve var olan imkanları değerlendirerek güzel çalışmalara imza atıyorlar. Belli zamanlarda çıkarılan Çınardibi Dergisi, merkezin çalışmalarıı güzel bir şekilde yansıtıyor. Okuyucuların dergi içeriğini belirlemede rol alması derginin sevilmesinde ve sahiplenilmesinde önemli bir etken. Okuyuculardan şiirler ve yazıları dergide görmek mümkün.

Kursların yanısıra eğitici seminerler, festivaller ve gösteriler de düzenleniyor. Sadece gençler için değil bölgede yaşayanları da bu sürece dahil etmeye çalışıyorlar.

Özellikle genç arkadaşlarımızı heyecanlandıran bir organizasyondan da bashetmek isteriz. O da Çınardibi Futbol Turnuvaları… 5.si düzenlenecek olan turnuvada takımlar kuruluyor ve sonrasında heyecanlı bekleyiş başlıyor.

Futbol Turnuvası belirli kurallar dahilinde, futbolun bir spor dalı olarak güzellikler içerisinde sürmesini amaç ediniyor. Bu oyunda kötü sözler yok, hile yok… Dostluk ve iyi mücadele var. “Uyuşturucuya ve Çeteleşmeye Karşı, Dostluk İçin Futbol Oynyoruz” sloganı ile önemli mesajlar veriyorlar.

Çınardibi’nde kış dönemi kursları sona erse de İngilizce Kursunun kapanışı için sürece dahil olabildik. AGH Gönüllülerimiz Magda ve Elisenda genç arkadaşlarımızla kısa bir İngilizce çalışması yaptılar. Bu etkinlikte arkadaşlarımız çok eğlendiler ve öğrendiler. Bu bizi de çok mutlu etti.

 

Merkezin gönüllü ağabeyleri Devrim ve Fatih ile de zaman buldukça sohbet ettik, derneği tanımaya çalıştık. Birlikte ne tür çalışmalar yapabileceğimiz ve var olan çalışmaları nasıl geliştirebileceğimiz odaklandığımız noktalardı. Müzik ziyafetiyle güzel bir kapanış yaptık.

Umuyoruz ki bu dinamik ve şevkli ekiple beraber güzel çalışmalar yapacağız. Ziyaretimiz bize de bir çok değer kazandırdı ve bunu ekip arkadaşlarımızla da paylaşacağız. Anlatacağımız daha çok şey var ve bizi takip etmeye devam edin!

Çınardibi Kültür Merkezi ve Dergisi ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz…

http://www.cinardibidergisi.com

 

 

Çevre Dostu YAŞÖM

 

 

YAŞÖM her hafta düzenli bir şekilde devam ettirdiği Konuşma Kulüpleri’nin yanı sıra birbirinden farklı atölyeleri ile de adından bolca söz ettirmeye devam ediyor. Bunların bir yenisine geçtiğimiz günlerde Çevre Atölyeleri eklendi. Değişik yaş gruplarında farklı disiplinlerden gelen lisans öğrencisinden master öğrencisine ve çalışanına kadar yaklaşık 15-20 kişiye 2 hafta boyunca ilgiyle izlenen sunumlar yapıldı.
Yaşayarak Öğrenme Merkezi olarak bir yeniliğe daha imza attık. Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Programında yüksek lisansına devam eden gönüllümüz Mahir Yazar’ın sunumlarıyla “Çevre ve Çevre Politikaları” üzerine halen devletler düzeyinde devam eden güncel konuları tartışma fırsatımız oldu. İki hafta süren seminerler serisinde birinci hafta “Küresel Isınma ve Yenilenebilir Enerji”, ikinci hafta ise “Ekoköyler ve Permakültür” hakkındaki bilgilerimizi zenginleştirdik.

 

 

 

 

 

 

1. HAFTA – KÜRESEL ISINMA VE YENİLENEBİLİR ENERJİ
Çevre Atölyelerimizin 1. Haftasında Küresel Isınma ve Yenilenebilir Enerji üzerine konuştuk. Öncelikle grubu kaynaştırmak için yaygın öğrenme metotlarına başvurduk. Sonrasında katılımcılarımızdan, atölye süresince ne gibi beklentileri olduğunu birebir yazmalarını istedik. Geri bildirimlerle önümüzdeki haftalarda oluşturacağımız teknikleri ve konuların ayrıntılarını belirlemiş olduk.
Arkadaşımız Mahir, sunumunun ilerleyen kısımlarında karbon emisyonu hakkında ülkeler çapında bilgilendirme yaptı. Özellikle gelişmiş ülkelerde (örn. Çin ve ABD) gerçekleşen karbon ticaretini anlattı. Aynı zamanda Kyoto Protokolü üzerine konuşuldu ve her birimizin bu konu hakkındaki fikirleri alındı. Bizlerin görüşünü aldıktan sonra bu protokol üzerine bir tartışma başladı. Konuya vakıf olan katılımcılar daha az bilgi sahibi olan katılımcıların konu hakkındaki bilgilerini derinleştirdi.
Sunum, karbon ticareti ve yenilenebilir enerji ile ilgili videoların gösterimi ile daha interaktif bir hale geldi. Mahir arkadaşımız aynı zamanda Türkiye’nin, Dünya Sürdürülebilir Çevre İndeksi sıralamasında 18. Olduğunu gözler önüne sererek yüreklere su serpti :) .
Seminerin sonunda 3-4 kişilik gruplar oluşturarak yenilenebilir enerji konusunda farklı algıları olan farklı grupları temsil ettik. Bu simülasyon oyununda bir grup çok uluslu şirketleri, başka bir grup gelişmekte olan ülkeyi (Türkiye), bir başka grup gelişmiş ülke olurken son grup ise çevre ile ilgili bir STK oldu. Gruplar birbirlerine kendi politikalarını anlatarak ve birbirleri üzerinde etki kurmaya çalışarak birbirlerinin artılarını ve eksilerini konuştular. Atölye sonrası bu çalışma sonrası katılımcıların düşünceleri alındı ve durum değerlendirmesi yapıldı.
2. HAFTA – EKOKÖYLER VE PERMAKÜLTÜR
İkinci haftamızda ise üzerine konuşup kafa yorduğumuz konu, sürdürülebilir tarım – sürdürülebilir ekonomi ve bunun canlı bir örneği olarak da dünya genelinde “ekoköy” diye adlandırılan yaşam modelleri oldu.
Sunumlarda katılımcıların aktif hale getirildiği yöntemlere başvuruldu. İlk etapta katılımcılara tüketim alışkanlıklarıyla ilgili bir takım sorular yöneltildi. Bunların bazıları:
- Yeşil tüketime katkıda bulunuyor musunuz?
- Doğaya zararlı olduğunu bildiğiniz halde kullanmaya devam ettiğiniz ürünler var mı?
- Bu ürünlerden vazgeçebilir misiniz?
- Bu ürünlerin yerine kullanabileceğiniz alternatif bir ürün ne olabilir?
gibi sorulardı.
Bu sorulara verilen cevaplar doğrultusunda interaktif bir tartışma ortamı oluştu.

 

Sunum esnasında dünyadaki farklı bölgelerden iyi tarım uygulamaları örnekleri ile ilgili videolar izlendi. En ilgi çekicisi ise no-dig gardening olarak bilinen ve toprak üstü gübreleme çalışmalarına dayanan yöntem hakkındaki video oldu.
Sunum sonrasında ilgi çekici bir atölye yaptık. YAŞÖM Çevre Atölyesi Katılımcıları gruplar oluşturarak kendi ekoköylerini kurdular. Her bir gruptan farklı yorumlar ve farklı bakış açıları doğdu. Böylelikle bu sene ilki yapılan Çevre Atölyeleri ile YAŞÖM gelecek seneler için umut verdi.

Volkan İncekara
Deniz Balkaş

İspanyolca Öğrenmenin En Keyifli Yolu YAŞÖM

 

21 Nisan Cumartesi akşamı YAŞÖM’de muhteşem bir İspanyolca dersine daha tanık olduk. İlk haftalara kıyasla katılımcıların İspanyolca’sındaki gelişmeyi fark etmemek mümkün değil diyor dersimizin çiçeği burnunda hocası Elisenda.

Artık İspanyolca Konuşma Kulübü öyle bir hal aldı ki; katılımcılar bir hafta sonra hangi konunun işleneceğini kendileri belirler hale geldiler,-geldik. Birçok eğitim kurumunda çok yüksek ücretler ödenerek sağlanamayan kaliteyi YAŞÖM bizlere sunuyor, hem de gönüllü bir hizmet olarak!

 

 

İspanyolca ile biraz haşır neşir olanlarımız bilir ki İspanyolcanın en zor konularından birisi ”Subjuntivo” diye tabir edilir, -hatta belki de en zoru-. Bir sene İspanya geçmişim olmasına ve yaklaşık iki buçuk senedir İspanyolca’nın içinde olmama rağmen pek iyi bilmediğim ”Subjuntivo” meselesini bu hafta YAŞÖM İspanyolca Konuşma Kulübü ile çözdüm.

İşin en güzel tarafı ise geçen hafta arkadaşlarla karar verip bu konunun işlenmesini yine yeni yeniden söylüyorum biricik, çiçeği burnunda hocamız Elisenda’ya aktarmamız ve onun da bu isteğimize kulak verip hafta boyunca kendisini hazırlaması ve bize bunu sunması ile gerçekleşmesi oldu. Daha ne olsun ki diyesi geliyor bazen insanın. Hatta haftaya hangi konuları öğrenmek istediğimizi ve derste neler yapmak istediğimizi bile şimdiden hocamıza bildirdik :)

Bazen arkadaşlar soruyorlar YAŞÖM ne ki Volkan diye;

YAŞÖM bir tutkudur diyorum, hayallerinin ötesi bazen, sınırları çizilmemiş ya da çizilmeye çalışılmayan sonsuz bir huzur..

YAŞÖM Aktivite Alanını Genişletmeye Devam Ediyor!

 

 

YAŞÖM konuşma kulüplerinde başka dilleri öğrenirken kendi dilimizi ihmal etmeyelim anlayışıyla organize ettiğimiz diksiyon ve etkili konuşma eğitimini bugün merkezimizde gerçekleştirdik. Etkinliğimize gelen yüksek talepten dolayı daha fazla insanın yararlanabilmesi için ofisimizle yetinmeyip koridora taştık.

 

 

Her Cumartesi olduğu gibi yine Türkçe, İngilizce ve İspanyolca ile geçen dopdolu bir günün ardından saat 19.00′da gönüllülerimizden Barış ve Şennur arkadaşlarımızın insiyatifi ve İlhan hocamızın profesyonel desteğiyle etkinliğimize başladı. Katılımcıların beklentilerini aldıktan sonra hocamız bize kısaca etkili konuşmanın unsurlarından bahsetti ve örnek metin olarak okuduğumuz “Bugün Mutlu Olacağım” adlı metni okurken yaptığımız hataları söyledi. Keyifli geçen etkinliğin son aşamasında Şennur’un bize gösterdiği ağız ve dil egzersizlerinin ardından haftaya tekrar buluşmak üzere sözleştik.

Yağmurlu Bir İstanbul Gününde Obama ile Beyonce YAŞÖM’de buluşursa

 

 

En köklü etkinliklerimizden olan  İngilizce Konuşma Kulübümüz 14 Nisan İstanbul için olduça yağmurlu bir  gün olmasına rağmen çalışmalarına ara vermedi!

Peki, bu hafta ne mi yaptık? Kim olduğumuzu bulmaya çalıştık. Herkese bir çizgi film karakteri, bir politikacı bir şarkıcı ya da bir oyuncu ismi verildi ama kimse kendinin kim olduğunu bilmiyordu. Birbirimize sorular sorarak kim olduğumuzu bulmaya çalıştık.

En kolay Obama olan bulunurken, Beyonce ve Shrek olan arkadaşlarımız kim olduklarını tahmin etmeye çalışırken oldukça zorlandı. Önümüzdeki hafta İngilizce Konuşma Kulübü yepyeni aktivitelerle yoluna devam edecek. Siz de İngilizce pratiğinizi geliştirmek istiyorsanız YAŞÖM’e bekliyoruz :)

Halen bilmeyenler için bir kez daha hatırlatalım, her cumartesi 13-15 arası başlangıç, 15-17 arası ileri seviye İngilizce Konuşma Kulübü Taksim’de YAŞÖM’de!

             

“Eğitimde İyi Örnekler” Sabancı Üniversitesi’nde Buluştu!

 

Eğitim Reformu Girşimi  (ERG)’nin bu yıl 9.sunu düzenlediği Eğitimde İyi Örnekler Konferansı’na, YAŞÖM’den Yücel, Efehan ve Barş (ben) katıldı. Sık sık proje eğitimlerine katılan ve kendini yetiştirmeye gayret eden ekibimiz için bu konferans, ilham alabileceğimiz ve kendimizi tanıtabileceğimiz bir alan olacaktı.

Açılış oturumunun ardından iyi örneklerin sergileneceği oturumlar ve atölye çalışmaları başladı. Daha çok bilgi edinebilmek ve faydalanabilmek adına herbirimiz için farklı oturumlara katılmak iyi bir tercih oldu. Konferansın bir gün olması ve buna rağmen sunumların fazlalığı müthiş bir curcunayı da beraberinde getirdi. Dar bir zamanda çok fazla sunum seçeneği olunca ister istemez birçoğundan faydalanamadık. Buna rağmen elimiz boş dönmediğimizi de belirtmek isteriz.

Oturumlardan ve atölye çalışmalarından aldığımız bazı notlar;

1. Erken yaşlarda beyin gelişimi oldukça hızlıdır. Bunun için Okul Öncesi Eğitim, özellikle başarılı insanların yetişebilmesi için çok önemlidir. Zorunlu olacak bir Okul Öncesi Eğitim, toplumdaki büyük eşitsizliklerin giderilmesine biraz olsun katkı sağlayacaktır.

2. Farklı insanlarla kurduğumuz etkileşimler bakış açımızı da genişletiyor, bu sayede düşünme yeteneğimizi geliştirebiliyoruz. Eleştirel düşünebilmek adına öncelikle “Anlayabilmek” önem taşıyor.

3. Öğrencilerin herşeyi mükemmel yapması bekleniyor. Bilinmeli ki güçlü ve zayıf yönlerimiz mevcut. Güçlü yanlarımızı güçlendirmeye odaklanmamız daha faydalı olacak.

Konferans süresince kısıtlı zamanda kendimizi de tanıtabildik. Umuyoruz ki bu konferans ileriye dönük güzel başlangıçlar için temel oluşturabilecek. Sonuçta biz büyüyen ve kendini yineleyen dinamik bir ekibiz.

Takibimizde Kalın… Çünkü size anlatmak istediğimiz çok şey var!

 

 

ICA – International Chain of Awareness-Liselerarası Sosyal Girişimcilik Çalıştayı 23-24 Mart 2012

Enka Okullarının 6 senedir yürüttüğü ICA – International Chain of Awareness konferansının bu seneki teması “Sosyal Girişimcilik” idi. Türkiye’nin dört bir yanındaki liselerden gelen katılımcılar 2 gün boyunca Enka Okulları öğrencileri tarafından misafir edildiler. Konferans, önce Türkiye’deki sosyal girişimcilik çalışmalarının incelenmesi ile başladı.
Açılış konuşmasının ardından kısa süren bir piyano dinletisi programın hoş ayrıntılarından biri idi. Liseli gençlere, en başta sosyal girişimcilik bilinci hakkında Hülya Denizalp (Gençlik Turizmi Derneği Kurucusu), Prof. Dr. Mustafa Sarı (Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı-Doğa Gözcüleri Derneği Başkanı), Itır Erhart (Adım Adım Oluşumu Kurucusu), Kerim Ağacanoğlu (Hakkari Ati Gençlik ve Spor Derneği) tarafından öncüleri oldukları sosyal girişimcilik örnekleri hakkında seminerler verildi.

Bir sonraki aşama katılımcıların ülke çapında veya kendi yerellerinde bir problem tespit edip o problem ile ilgili bir sosyal girişim oluşturmalarıydı. Gençler, belirledikleri problemin çözümünde aktif olarak yer almak için, bu konuda onlara yol gösterici olan 18 soruya cevap verecekler ve son aşamada bunu jüriye ve diğer katılımcılara sunacaklardı.

 

         

Onlar sosyal girişimcilik fikirlerini tartışırken üniversitelerden gelen ve daha önce sosyal girişimcilik konusunda çalışmalar yapmış olan öğrenciler de onlara yol gösterdiler. YAŞÖM’den ben ve Barış; Işık Üniversitesi’nden ise Hasan, Aysun, Serkan ve Hilal 2 gün boyunca gençlerin çalışmalarını elimizden geldiğince destekledik. Herbir gruptan inanılmaz yaratıcı fikirler çıktı. Ancak çalıştayın konsepti yarışma olarak kurgulandığı için yalnızca bir grup şampiyon olabildi.
Gençlerle beraber fikir alışverişinde bulunmak ve onların heyecanlarına ortak olmaz bizim için paha biçilemez bir deneyimdi. Sosyal grişimciliğin uluslararası algı üzerinde ne kadar büyük bir etkisi olduğunu ortaya çıkan fikirlerle beraber tekrar yaşayarak öğrenmiş olduk!

Sevgiler.

Öğrenen Öğrenmenin Neresinde?

 YouthPass ve Yaygın Eğitim

YAŞÖM olarak hareketsizliğin bizi çok yorduğunu bildiğimizden beri bir koşuşturmaca içerisindeyiz.  Bursa’da çok verimli geçen bir AkademiK.Ö.Y. Kongresi’nden sonra bu sefer de bir başka eğitim için Antalya – Adrasan’da bulunacaktım. Ulusal Ajans’ın 18 – 20 Mart tarihleri arasında düzenlediği “YouthPass ve Yaygın Eğitimin Tanınırlığı” Eğitim Kursu ile yeni bir maceraya atılmış oldum.

Türkiye’nin çeşitli illerinden bu eğitim için gelen 26 katılımcının yanı sıra aynı tarihte başlayan başka bir eğitimin (Eylem 4.3-3.12 Gençlik Çalışanları ve Gençlik Kuruluşları için Eğitim ve Ağ Kurma) katılımcıları ile de tanışma, kaynaşma fırsatı bulduk.

Eğitimin ne ile ilgili olduğundan bahsetmek gerekirse… YouthPass , Gençlik Programının geçerli kılınması ve tanınmasının aracı olan bir sertifikadır. Yaygın Öğrenim ise hedef grubun istek, ihtiyaçlarına göre şekillenen uygulama odaklı bir öğrenim metodudur.

Eğitim başlangıcında öğrenme çeşitlerinin (Formal, Non-Formal ve In-Formal) özelliklerine göre değerlendirmesini yaptık ve bunlardan kullanacağımız metod olan Yaygın Öğrenim (Non-Formal) konusunda çalışmalarımızı şekillendirdik. Eğitimimizde cevabını aradığımız ve üzerine düşündüğümüz şu konular vardı;

  1. Öğrenmenin neresindeyim? Nasıl öğrenmeyi öğrenebilirim?
  2. Ne öğrenmek istiyorum? Öğrendiklerimi nasıl kullanabilirim?
  3. Hedefler belirleyebiliyor muyum? Hedeflere yönelik ne gibi faaliyetler yapılıyor?

Böylesine yoğun ve kısıtlı zamanda YAŞÖM’ümüzü de tanıtma fırsatı bulabildim. Düzenlenen “Kuruluşlar Partisi” ile YAŞÖM’ümüzü anlatabildim. Özellikle Doğu-Batı Kampımız ilgi çekici oldu. Partinin yanı sıra eğitim araları da katılımcı arkadaşlarla olan etkileşim için faydalıydı. (Eğitimler dışında Adrasan’ın güzelliklerinden de faydalanmaya çalıştık. Bisiklet turları, sahil gezintileri vs…)

Söylemeden geçemem… Öncelikle bana bu eğitime katılma fırsatı veren, bu konuda teşvik eden pek sevgili Ekip Arkadaşlarıma, bu eğitimden faydalanmamızı sağlayan Ulusal Ajans’a, eğlenceli ve verimli çalışmaları ile Eğitimcilerimize, bu eğitimden faydalanmak adına yollara düşen sevgili Katılımcı Arkadaşlarıma ve güzel hizmetleriyle Adrasan Eğitim ve Uygulama Merkezi Ekibine çok Teşekkürler!

Ekibimizle güzel projelere imza atacağız, elbette YouthPass hazırlama konusunda onların güvenilir bir destekçisi olacağım!  Sevgiyle ve Mutlulukla kalın… Takibinizden ayırmayın bizi…

 

Arama
RSS
Beni yukari isinla